Canlıların Sınıflandırılmasında Kullanılan Farklı Bilimsel Yaklaşımlar

Canlıların sınıflandırılması çok önemlidir. Daha önce yazdığımız canlıları sınıflandırmanın önemi yazısında buna kısaca değinmiştik. Sınıflandırmanın nasıl yapılacağı konusunda zamanla farklı bilimsel yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Tarihin ilk aşamalarından itibaren insanlar canlıları belirli kategorilere sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırma zamanla bilimsel bir nitelik kazanmıştır.

Aristo ve Analog Sınıflandırma

Büyük bilim insanı ve filozof Aristo, kendi döneminde bilimsel denilebilecek bazı yaklaşımlarla canlıları sınıflandırmayı denemiştir. Bu bilinen ilk bilimsel yaklaşımdır. Aristo’nun yaptığı sınıflandırmada anolog (görevdeş) organları temel almıştır.

Aynı görevi üstlenen bu organların görevleri aynı olmasına rağmen, embriyonik gelişim sürecinde farklı hücre tabakalarından köken almıştır. Örneğin kelebeğin kanadı ile yarasın kanadı aynı görevi (uçmak) üstlenmektedir. Ancak bu organların çıkış noktaları ve kökenleri birbirinden farklıdır.

Aristo gözlemlediği canlıları bazı temel özelliklerine göre de sınıflandırmıştır. Örnek vermek gerekirse bitkileri boylarına göre otlar, çalılar ve ağaçlar şeklinde sınıflandırmıştır. Hayvanları ise yaşadıkları ortama göre suda yaşayanlar, karada yaşayanlar ve havada uçanlar şeklinde üç gruba ayırmıştır.

Bu sınıflandırma yapay (ampirik) sınıflandırma olarak adlandırılır ve bugün bilimsel bir geçerlilik taşımamaktadır.

Bilimsel Sınıflandırma

Canlılarla ilgili bilgilerimiz ve araştırma imkanlarımız arttıkça bilimsel sınıflandırma olanağımız da artmıştır. Özellikle son üç yüzyılda bu konuda bilim dünyası çok önemli adımlar atmıştır.

İngiliz bilim insanı John Ray (Con Rey) ilk olarak tür kavramını ortaya koymuştur. Canlılar arasındaki benzerliklerde akrabalığın etkili olduğunu ise ilk olarak Buffon (Bafın) fark etmiştir. Bu gelişmelerin yaşanmasıyla sınıflandırmaya bakış açısı tamamen değişmiştir. İsveçli doğa bilimci Carolus Linnaeus’un  çalışmaları ile evrensel nitelikle bilimsel sınıflandırma başlamıştır.

Linnaeus, Sistema Natura (Doğanın Sistemi) adlı eserinde 8 binin üzerinde bitki ve 5 binin üzerinde hayvan türünü tanımlamıştır. Bu sınıflandırma zamanla gelişmiş ve günümüzde geçerliliğini sürdüren doğal (filogenetik) sınıflandırmanın temelini oluşturmuştur.

Doğal sınıflandırmaya göre canlıların analog organları yerine homolog (kökendeş) organları esas alınmıştır. Canlıda homolog organların görevleri farklı olsa bile bu organların embriyonik gelişim sürecindeki kökenleri aynıdır. Örneğin yunus balığının yüzgeci ile koyunun ön bacağı aynı görevi görmese de aynı kökenden gelen organlardır.

Doğal sınıflandırmada ayrıca canlılar arasındaki akrabalığa bakılırken canlılar arasındaki DNA ve protein benzerlikleri de esas alınmaktadır. Yani bilimsel sınıflandırma genetik biliminin de bilgilerini kullanmaktadır.

Yorum YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − thirteen =