Malikane Sistemi Nedir?

Bu yazımızda Osmanlı ekonomisi içerisinde önemli bir kavram olan malikane sistemi ya da diğer adıyla malikane usulü üzerinde duracağız. Malikane tarih terimi olarak nedir diye baktığımızda kişiye bırakılan büyük arazi olduğunu görmekteyiz. Malikane sistemini iyi anlamak için öncelikle iltizam sistemini iyi bilmek gerekir.

Daha önce iltizam sistemi nedir adlı yazıda iltizam usulünü anlatmıştık. Kısaca hatırlarsak iltizam sistemi devletin vergi alma hakkını belli bir bedel karşılığında şahıslara devretmesidir. İltizam sisteminde bu durum sınırlı süre için olmaktadır.

Malikane sistemi ise vergi toplama hakkının süresiz olarak satılmasıdır. Osmanlı Devleti paraya çok ihtiyaç duyduğu dönemlerde böyle bir uygulamaya giderek bazı bölgelerin vergi haklarını süresiz devretmiştir. Bu süresizlik hayat boyu ile sınırlıdır. Yani kişi öldüğünde vergi hakkını devlet tekrar başkasına satabilecekti.

Malikane sisteminde mukataa araziler, muaccele adı verilen satış fiyatı karşılığında kişilere kiralanıyordu.

Benzer yazı: esham sistemi

Malikane Sisteminin Osmanlı Ekonomisine Etkileri

Malikane sisteminin Osmanlı Devletine ekonomik ve sosyal açıdan birçok etkisi olmuştur. Bu sistem vergiyle ilgili bir sistem olduğu için bu etki en çok ekonomi alanında kendini göstermiştir.

Malikane sistemi devletin paraya yoğun olarak ihtiyaç duyduğu dönemlerde ve vergi toplamakta zorlandığı uzak bölgeler açısından faydaları olan bir sistem olarak düşünülmüştür. Ancak zamanla merkeze yakın eyaletlerde de bu sistemin uygulanması devlet gelirlerinde bazı kayıplara yol açmıştır.

Ancak malikane sisteminin temel mantığı karlılığı ve vergi gelirlerini arttırmaktır. Bugünkü özelleştirme ile benzer mantığa dayanmaktadır. Peşin parayla vergi hakkını alan malikane sahibi bu geliri arttırmak için üretimi arttırıcı önlemler alıyordu. Bu sayede varlık gelişmekte ve vergi geliri artmaktaydı. Kişi öldüğünde ise devlet daha değerli ve daha kazançlı bir yere sahip olup bunu daha pahalıya satıyordu.

Ayanlık ve Malikane Sistemi

Çoğunlukla İstanbul’da yaşayan zengin malikane sahipleri vergi gelirlerini bölgede oturan mültezimler aracılığıyla idare ediyordu. Bu mültezimler zamanla zengin ayan sınıfını oluşturdular. Ayanlar ekonomik güçleriyle bir nevi feodal bir yapının kapılarını açıyordu.

Devlet bu ayanları çeşitli yüksek mevkilere getirerek devletten yana olmalarını amaçlamıştır. Ayrıca II. Mahmut tarafından imzalanan (1808) Sened-i İttifak ile devlet ayanlarla tanıştı ve bunların varlığını kabul etti.

Kısaca özetlemek gerekirse malikane sistemi Osmanlı Ekonomisine bir özel sektör rekabeti getirip ekonomiyi büyütmüştür. Ancak devlet dışında zengin bir sınıfın ekonomik olarak güçlenmesi zamanla siyasi güç de kazanmalarına olanak sağlayarak merkezi otoriteyi zayıflatmıştır. Ayrıca gelirleri arttırmak amacıyla vergi denetimini çok sıkı uygulayan mültezimler halkta bıkkınlığa neden olmuştur.

Yorum YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 + seven =