Toplum Olarak Coğrafya Biliyor Muyuz?

Biz Türkler şunu biliriz veya şunu bilmeyiz diye çok kullanır İlber Ortaylı. Mesela Türkiye toplumunun tarih konusunda çok bilgili olmadığını ifade eder. Aynısı coğrafya için de aynen geçerlidir. Coğrafya tıpkı doğa bilimleri gibi yaşadığımız evreni tanımamızı sağlayan alandır. Yaşadığımız dünyayı bilmezsen ona hükmedemeyiz. Bu nedenle coğrafya bilmek dünyada başarılı olmak açısından çok önemlidir.

Siyasi tarihe de baktığımızda büyük savaşlar hep iyi coğrafya bilgisiyle kazanılmıştır. Coğrafya bilmeyen ordu komutanları iyi komuta edememişlerdir birliklerini. Dolayısıyla coğrafyayı bilmek bu hayatta ayakta kalmak için de çok önemli. Eğer yaşadığımız dünyayı iyi bilirsek onun imkanlarını da daha iyi kullanırız. Türkiye’de ise problem coğrafyanın pek bilinmemesidir. Maalesef toplum olarak biz coğrafya bilmiyoruz. Acı ama gerçek bir durum bu. Komşularımızı tanımıyoruz. Kıtaları bilmiyoruz. Ülkeleri bilmiyoruz. Hepsini geçtim kendi ülkemizi daha tanıyamıyoruz.

Ülkemizde mesela Yunanistan ile Sofya’nın farkı nedir diye sorsanız birisi devlet birisi ise bir şehir diye size cevap veremeyecek o kadar çok kişi vardır ki. Ya da Afrika kıtasından 5 tane ülke sayamayacak o kadar insan vardır ki. Şimdi aklınıza şu gelebilir. Bunu bilince ne olacak? Gerçekten de özellikle okul yıllarında ortaokul ve lise öğrencileri çok sorar bu soruyu. Kimisi merakından sormakla birlikte kimisi de tembelliğine mazeret olarak sorar. Gerçek hayatta coğrafya ile ilgili bildiğimiz her şey çok işimize yarar. En basitinden üstünde yaşadığımız dünyayı bilmiş oluruz. Bu bile saymakla bitmez faydalar içermektedir. Toplum olarak coğrafya konusunda bilgili olmayışımızdan kaynaklanan birçok problem bulunmaktadır. Tarihimizde Hint Deniz Seferi başta olmak üzere coğrafi bilgi eksikliğinden kaybettiğimiz savaşlar mevcuttur. Coğrafyayı biliyor olmak bir yerde hem yaşamak hem de savaşmak için çok önemlidir?

Coğrafya Bilmemenin Çözümü Ne?

Bu sorunun cevabı coğrafya cehaletinden daha önemli aslında. Çünkü memleketimizde bilgisizlikten şikayet edildiği kadar bilgi öğrenilmiyor. Halkımız politika konuşmayı ve özellikle hakim olmadığı konularda kesin yargılar öne sürmeyi çok seviyor. Biz de bu duruma düşmemek için sorunun çözümü üzerinde daha fazla durmalıyız. Coğrafya konusunda bilgili olmamamız tanısını koyduktan sonra bu tanıya bir tedavi uygulamalıyız.

Coğrafyası iyi olan birçok arkadaşın söylediğine göre haritalarla araları iyiymiş bu adamların. Haritaya sadece bakıp seyretmek bile özellikle küçük yaşta ufku çok genişletir. Kıtaları, dünyayı, ülkemizin konumunu anlamayı sağlar. Ana hatlar dolduktan sonra ise arada kalanları doldurmak zor değildir. Haritaya hakim olmak ana hatları tamamlamak demektir. Şimdi birine siz Fas coğrafyasını anlatmaya kalkıyorsunuz ama adam Fas’ı Asya kıtasında zannediyorsa yaptıklarınızın bir sonucu olmaz. Bu nedenle olaya temelden başlamak gerekir. Coğrafyanın temeli ise haritadır.

Eskiden okullarda harita çizimi ders olarak okutulurmuş. Çok mantıklı bir adım. Öğrencilere Türkiye iklimi, orta kuşak, karasallık gibi kavramlar öğretiliyor coğrafya dersinde ama eğer öğrenci dünyayı ana hatlarıyla bilmiyorsa bu bilgiler de havada kalır. Bu nedenle harita dersinin mutlaka görülmesi lazım. Şimdi biz dedik diye bu ders konulacak diye bir şey de yok ama söylemek her zaman söylememekten iyidir. En azından ders olmasa bile bunun önemini kavrayan bir öğrenci 2 saat uğraşsa bir haritayla o da iyi bir şey.

 

Yorum YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

twelve − five =